FONLARDAKİ KRİZ BUGÜN BAŞLAMADI!
2021’DE VERİLEN KARARLARIN HESABI BUGÜN SORULUYOR

Zafer Partisi Kurucular Kurulu Üyesi Mehmet Pamuk: “38 firmadan 21’inin TMS feye 8iise İradi yani kendi isteyi üzerine diyerek, TMS fe tarafından, emirbaki tasfiye edildiği süreçte bugün yaşananların temeli atıldı. O gün yapılan tercihler sorgulanmadan bugün yaşanan mağduriyetleri yalnızca bugünün yöneticilerine bağlamak eksik olur.”
Zafer Partisi Kurucular Kurulu Üyesi ve o dönemde Pamuk Evim Gayrimenkul A.Ş. sahibi olarak tasarruf finansman sektörünün içinde bulunan Mehmet Pamuk, bugün tasarruf finansman sistemi, fonlar ve Katılımevim etrafında yaşanan gelişmelerin yalnızca bugünün meselesi olmadığını belirterek, kamuoyuna 2020-2021 döneminde yaşananları hatırlattı.
Pamuk, “Ben bu sektörün içerisinden gelen bir insanım. O gün ne yaşandığını, hangi firmaların nasıl tasfiye edildiğini, hangi kararların hangi şartlarda alındığını bilenlerden biriyim. Bugün ortaya çıkan tabloyu sadece bugünkü olaylarla açıklamak doğru değildir. Bu meselenin geçmişi vardır ve o geçmişin mutlaka araştırılması gerekir” dedi.
SÜRECİN KÖKÜ 2021’DE
Mehmet Pamuk, 2021 yılında yapılan yasal düzenlemeyle tasarruf finansman sektöründe faaliyet gösteren şirketlere sermaye ve mevzuata uyum açısından yeni şartlar getirildiğini hatırlattı. BDDK'nın açıklamasına göre mevcut şirketlere belirli şartları yerine getirmeleri veya tasfiye planı sunmaları için altı aylık intibak süresi tanınmış, istenirse kurul tarafından 3 defa uzatabilinerek, belirli koşullarda ek süreler de öngörülmüştü.
Pamuk sözlerine şöyle devam etti:
“Ben o gün sahada faaliyet gösteren şirketlerin sayısının çok daha fazla olduğunu biliyorum. Sonuçta sektör çok kısa bir zaman içerisinde ciddi şekilde daraltıldı. BDDK'nın 1 Temmuz 2021 tarihli kararında 21 tasarruf finansman şirketinin TMS feyedevredilerek tasfiyesine karar verildi. Bu, bugün konuştuğumuz sistemin şekillenmesinde çok önemli bir dönüm noktasıdır.”
“Benim itirazım şudur: Eğer devlet bir şirkete ‘önünüzde altı ay var, eksiklerinizi tamamlayın’ diyorsa, bu sürecin gerçekten sonuna kadar işletilip işletilmediği araştırılmalıdır. Şirketlerin hangi kriterlerle değerlendirildiği, kimlerin neden devam ettiği, kimlerin neden tasfiye edildiği ve bu kararların ekonomik sonuçlarının ne olduğu bugün bütün açıklığıyla ortaya konulmalıdır.”
BAKANA O SORUYU SORDUM
Pamuk, o dönemde Gaziantep Ticaret Odası'nda gerçekleştirilen ve dönemin Ekonomi Bakanı Mehmet Muş, Gaziantep milletvekili Abdülhamit Gül, Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin ve çeşitli bürokratların da bulunduğunu belirttiği toplantıyı şöyle anlattı:
“Ben o toplantıda doğrudan bakana şu soruyu sordum: ‘Sahada 38 firmanın 4-5 firmaya düşürüleceği konuşuluyor. Böyle bir şey var mı?’
Bana verilen cevap çok netti. ‘Hak eden bin firma varsa bin firma devam eder, hak eden kimse yoksa bir firma bile devam etmez’ denildi. Bakanın bu cümlesine salondan alkışlar geldi. Şimdi sormak lazım, Katılım evim in içinde bulunduğu 130 fon bloke edildi ve milyarlar gitti.
Ben de o cevabı kamuoyunun önünde aldım. Fakat sonrasında yaşanan gelişmelere baktığımız zaman ortaya çıkan tablo bambaşka oldu.”
Şimdi kimi neyi alkışladıklarını anladımı acaba 0 şakşakçılar.
Pamuk, burada amacının kişisel bir tartışma yaratmak olmadığını, asıl meselenin devletin düzenleyici kararlarının şeffaflığı olduğunu vurguladı.
“Ben o gün şirket sahibiydim. Aynı zamanda Zafer Partisi il başkanlığı görevim de vardı. Fakat mesele benim şirketim değildi. Mesele, devletin bir sektörü nasıl düzenlediğiydi. Eğer bir düzenleme yapılacaksa herkes için aynı kriter uygulanmalıdır. Kimseye ayrıcalık, kimseye siyasi veya başka bir koruma olmamalıdır.”
Mevcut o günkü durumda zaten, haftalık ve aylık raporlar BDDK ya veriliyordu. Bakan Muşa söylediğimde yok öyle bir şey dedi. Oturduğu koltuktan bi haber olan bakan halen sistemin içinde.
PAMUK EVİM'E ‘KENDİNİZ TASFİYE EDİN’ DENİLDİ
Mehmet Pamuk, kendi şirketi Pamuk Evim'in o dönemde İstanbul Üsküdar'daki merkezinden Türkiye genelinde faaliyet gösterdiğini belirterek yaşadığı süreci şu sözlerle anlattı:
“Pamuk Evim'in müşterilerine karşı yerine getirmediği bir borç yoktu. İnsanları mağdur etmiş bir şirket değildik. Buna rağmen bize ‘Siz kendiniz tasfiye olun, piyasadan çekilin’ denildi.
Biz zaten devletin önünüze koyduğu şartlar karşısında bu sistem içerisinde nasıl devam edebileceğimizi gördük. Öncesinde ise BDDK tarafından bize, çevremize başka firmaları almamız, güç birliği oluşturmamız yönünde tavsiyeler de geldi. Biz de o dönemde bazı 4 firmayı bünyemize aldık.”
Pamuk, yaşanan sürecin yalnızca şirket sahiplerini değil, çalışanları, müşterileri ve sektörün tamamını etkilediğini söyledi.
“Ben 35-40 yıl, hatta ticari hayatımın toplamında yaklaşık 45 yıl boyunca sürekli istihdam sağlayan bir insanım. Dönem dönem 300, dönem dönem 600 kişiye kadar insan çalıştırdım. Fakat son yıllarda sistem öyle bir noktaya geldi ki bütün istihdam yapımızı tasfiye etmek zorunda kaldık.”
TMSF’YE DEVREDİLEN ŞİRKETLERİN SÜRECİ
Pamuk, tasfiye sürecinde bazı şirketlerin TMSF'ye devredildiğini ve bu şirketlerin yönetimlerinin daha sonra nasıl sonuçlandığının ayrıca incelenmesi gerektiğini belirtti.
“Bir şirketin belirli miktarda müşteri parasını kullandığı iddia ediliyor. Peki bunun niteliği nedir? Para kişisel amaçla mı kullanıldı, yoksa şirketin faaliyetleri içerisinde mi kullanıldı? Şirketin cirosu neydi? Devlete ne kadar vergi ve KDV ödüyordu? İstihdamı neydi? Bunların tamamına bakılması gerekir.” Bir şirket 2020 de yılda 350 milyon belki bugün , 3,5 Milyar olan ciro karşısında, devlete 5 milyon ödemişken siz %1 lik 3 milyon dilim için şirket batırırsanız bu ülke kalkınamaz.
“Bir şirketin eksikliği varsa elbette denetlensin. Hukuka aykırı bir işlem varsa elbette hesabı sorulsun. Ama düzenleyici kurumun görevi yalnızca kapatmak değildir. Sağlam bir şirketi rehabiliteetmek, eksikliklerini gidermek ve ekonomiye kazandırmak da devletin görevidir.”
Pamuk burada özellikle şu sorunun sorulmasını istedi:
“Tasfiye edilen şirketleri kapatmak gerçekten mağduriyetleri azalttı mı, yoksa bazı durumlarda mağduriyetleri daha da mı büyüttü?
”ÇÜNKÜ Ogünün mağdurlarının Sloganı “Biz Mağdur Değildik, Mağdur Edildik”ti
TMSF ÇÖZÜM MÜ, YOKSA İKİNCİ BİR TIKANMA MI?
BDDK ve TMSF, 2021 yılında Katılım evin de içinde bulunduğu, 38 firmadan, tasfiye halindeki 21 şirketten ve irade ile bıraktı denilen şirketlerin sözleşmelerinin, bugün geriye dönüp bakıldığında bu sürecin sonuçlarının bütün yönleriyle incelenmesi gerektiğini belirtti:
“Devlet bir şirketi TMSF'ye devrettiğinde mesele bitmiyor. Tam tersine yeni bir süreç başlıyor. Yıllarca süren tasfiyeler, yönetim giderleri, denetim giderleri ve diğer maliyetler ortaya çıkıyor. Sonuçta vatandaşın parasının ne kadarının ne zaman geri dönebildiği en önemli mesele haline geliyor.”
“Bugün 15-20 yıllık şirketlerin dahi tasfiye süreçlerinin uzadığını görüyorsak burada sistemin kendisini sorgulamamız gerekir. Vatandaşın parasını kurtarmak amacıyla kurulan mekanizma, vatandaşı yıllarca bekleten bir mekanizmaya dönüşüyorsa bunun adı çözüm değildir.”
KATILIMEVİM DOSYASI DA AYRICA ARAŞTIRILMALI
Pamuk, bugün Katılımevim çevresinde yaşanan gelişmelerin de yalnızca bugünkü şirket yönetimi üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini ifade etti.
“Ben bugün yaşanan soruşturmanın hukuki sonucunu peşinen ilan etmiyorum. Bunu yargı belirleyecektir. Fakat bugün Katılımevimkonusunda ciddi bir sermaye piyasası soruşturmasının yürütüldüğü ve 15 kişinin gözaltına alındığı kamuoyuna yansıdı. Dolayısıyla geçmişten bugüne uzanan bütün zincirin, bütün kararların ve bütün devir süreçlerinin incelenmesi gerekir.”
“Özellikle 2021 yılında tasfiye edilen şirketlerin sözleşmelerinin hangi şartlarda hangi şirketlere devredildiği, bu devirlerin hangi ekonomik sonuçları doğurduğu ve vatandaşların haklarının nasıl korunduğu bütün açıklığıyla ortaya konulmalıdır.”
Pamuk ayrıca Katılımevim'in 2026 yılında faaliyetlerine devam eden, BDDK lisanslı ve Borsa İstanbul'da işlem gören bir şirket olduğunu da hatırlatarak, “Bugünkü soruşturma ile şirketin geleceği veya suçluluk konusunda peşin hüküm kurulamaz. Bunları hukuk belirleyecektir” dedi.
SİYASETÇİLER DE SORUMLULUĞU SORGULAMALI
Mehmet Pamuk, dönemin karar alma mekanizmalarında bulunan siyasetçilerin de geçmişteki düzenlemeler açısından siyasi sorumluluklarını kamuoyu önünde değerlendirmeleri gerektiğini söyledi.
“Ben o toplantıda Mehmet Muş'a soru sordum. Abdülhamit Gül oradaydı. Fatma Şahin oradaydı. Bürokratlar oradaydı. Ticaret Odası Başkanı Tuncay yıldırım ve yönetimi oradaydı. Dolayısıyla bugün geldiğimiz noktada yalnızca bir şirketi, yalnızca bir yöneticiyi veya yalnızca bugünkü gelişmeleri konuşmak eksik olur.”
“Devletin düzenleyici kurumlarının aldığı kararlar siyasi iktidarın ekonomi politikalarından bağımsız düşünülemez. Eğer geçmişte yanlış bir düzenleme yapıldıysa bunun siyasi sorumluluğu da konuşulmalıdır. Benim söylediğim budur.”
Pamuk, isimleri zikredilen kişilere ilişkin herhangi bir kişisel suçlama yapmadığını, siyasi ve idari sorumluluğun kamuoyu önünde tartışılmasını istediğini özellikle belirtti.
TİCARET ODALARI DA SORGULANMALI
Pamuk, eleştirilerinin yalnızca tasarruf finansman sektörüyle sınırlı olmadığını belirterek Ticaret Odaları ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği sistemine ilişkin de kapsamlı bir reform çağrısında bulundu.
“Ben yaklaşık 40 yıldır Ticaret Odası sisteminin Üyesi olarak içerisindeyim. Bugüne kadar ödediğim aidatların karşılığında şirketime somut olarak ne kazandırıldığını sorguluyorum.”
“Üyeden para alıp sonra üyeye doğrudan ve ölçülebilir fayda üretmeyen bir yapı sürdürülemez. Odaların görevleri yeniden tanımlanmalıdır. Ticaret sicili, şirket kuruluşları, tescil ve benzeri işlemler daha hızlı, daha düşük maliyetli ve daha şeffaf hale getirilmelidir.”
Pamuk, bazı ticari ve sicil işlemlerinin noterlik sistemi üzerinden yürütülmesinin de tartışılması gerektiğini söyledi:
“Benim önerim açıktır. Ticaret sicilinin ve bazı bürokratik işlemlerin noterlik sistemiyle çok daha hızlı ve şeffaf şekilde yapılabilmesi değerlendirilmelidir. Ticaret hayatının üzerindeki aidat, bürokrasi ve zaman maliyeti azaltılmalıdır.”
EKONOMİDE ASIL SORUN GÜVEN
Pamuk sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bir ülkede girişimci, ‘Yarın hangi düzenleme çıkacak?’ diye düşünüyorsa yatırım yapmaz. ‘Bugün şirketim sağlam ama yarın bir düzenlemeyle faaliyet alanım daraltılır mı?’ diye düşünüyorsa büyümez. ‘Devletin denetimi beni koruyacak mı, yoksa işletmemi tasfiye mi edecek?’ sorusuna cevap bulamıyorsa istihdam yaratmaz.”
“Ekonomiyi yalnızca faiz, enflasyon, döviz ve kredi üzerinden değerlendirmek yanlış. Ekonominin temelinde güven vardır. Hukuka güven, düzenlemeye güven, denetime güven ve devletin eşit uygulama yapacağına güven.”
BUGÜNKÜ MAĞDURİYETİN GEÇMİŞİ ARAŞTIRILMALI
Mehmet Pamuk, bugün yaşanan gelişmelerin geçmişteki kararlarla birlikte ele alınması gerektiğini vurgulayarak şu çağrıyı yaptı:
“Bugün fonlarda, tasarruf finansman sisteminde veya Katılımevimdosyasında bir sorun varsa bunun geçmişi 2026'dan ibaret değildir. 2020-2021 dönemine kadar gidilmelidir.”
O gün bizler kapatıldık, bazıları kapatılmadı, bizler zarar ettik, bazıların 10 bin kat büyüdü.
“O gün hangi firmalar vardı? Hangi firmalar tasfiye edildi? Hangi firmalar devam etti? Hangi şirketlerin sözleşmeleri kimlere devredildi? Hangi şirketlerin neden TMSF'ye alındığına hangi kriterlerle karar verildi? Altı aylık intibak süresi gerçekten uygulandı mı? Ek süreler kimlere verildi? Şirketlerin mali tabloları, istihdamları, vergi ödemeleri ve müşteri yükümlülükleri nasıl değerlendirildi?”
“Bütün bunlar ortaya çıkmadan bugün yaşananları anlamamız mümkün değildir.”
“BEN BUGÜNÜ DEĞİL, SİSTEMİ SORGULUYORUM”
Pamuk sözlerini şöyle tamamladı:
“Benim meselem şahıslarla hesaplaşmak değil. Ben sistemi sorguluyorum. Çünkü ben bu sistemin içerisinde şirket sahibi olarak yaşadım. Devletin düzenleyici kurumlarıyla görüştüm. BDDK yetkilileriyle görüştüm. Ticaret Odası toplantılarında konuyu Bakan'ın karşısında dile getirdim. Şirketimin nasıl tasfiye sürecine itildiğini gördüm.”
“Bugün geldiğimiz noktada aynı tartışmaları tekrar yapıyorsak demek ki geçmişten ders çıkaramamışız.”
“Devlet şirketleri yaşatmak için vardır; elbette kurallara uymayanı denetler. Fakat denetim ile tasfiye arasındaki farkı iyi koymak gerekir. Sağlam şirketi batırmak da yanlıştır, gerçekten suç işleyen şirketi korumak da yanlıştır. Hukukun temel ilkesi herkese eşit uygulanmalıdır.”
“Bugün vatandaşın parasının, şirketlerin ve ekonominin geleceğinin konuşulduğu bir ortamda artık geçmişin üzerini kapatmak yerine geçmişi bütün belgeleriyle incelemek zorundayız.”
“Ben Mehmet Pamuk olarak hem o dönemin şirket sahibi hem de bugün siyasetin içinde bulunan bir insan olarak söylüyorum: Bugünkü mağduriyetleri yalnızca bugünün meselesi olarak görmeyin. 2021'de atılan adımları, alınan kararları ve oluşturulan sistemi de masaya yatırın. Çünkü ekonomik krizlerin faturası yalnızca bugünkü bilançolarda değil, geçmişte alınan yanlış kararlarda da saklıdır.”
“Kim hangi makamda olursa olsun, doğru yaptığı işin de yanlış yaptığı işin de hesabını millete vermek zorundadır. Bu hesap siyasi polemikle değil, belgeyle, hukukla ve şeffaf bir incelemeyle ortaya çıkarılmalıdır.”








