26 Mayıs 2026 - Salı
BAYRAMSA BAYRAMINIZ MÜBAREK OLSUN
"İslam Coğrafyası bayram telaşında ama yüreğimiz buruk... Gazze’den Doğu Türkistan’a kadar İslam coğrafyası kan ağlarken, mazlumların feryatları gökyüzünü kaplamışken kutlanan bir bayramın derin hüznü ve vicdan azabı: Sahi, bayram gerçekten geldi mi?"
Yazar - Kadir Akkurt
Okuma Süresi: 3 dk.

Kadir Akkurt
newvizyonanadolu@gmail.com -
Gazi şehir Gaziantep’in o kadim sokaklarında, bayram arefesinin tatlı telaşı sokakları sarmış durumda. Evlerde fırınlara tepsiler veriliyor, çocuklar bayramlıklarının heyecanıyla uykuya dalmaya hazırlanıyor, sofralar kuruluyor. Evet, takvimlere bakılırsa yine bir Kurban Bayramı’nın eşiğindedir insanlık. Paylaşmanın, yakınlaşmanın, fedakarlığın zirvesi olan o mübarek günler kapımızda.
Fakat içimizde bir yerlerde, boğazımıza düğümlenen o amansız soruyu sormadan edemiyoruz: Sahi, bayram gerçekten geldi mi?
Bizler burada huzur içinde kurbanlarımızı kesmeye, eş dostla bayramlaşmaya hazırlanırken; İslam coğrafyasının kalbinden yükselen feryatlar, gökyüzünü siyah bir bulut gibi kaplıyor. Gazze’den Doğu Türkistan’a, Yemen’den Suriye’ye kadar ümmetin üzerine sağanak sağanak kan ve gözyaşı yağıyor. Dünyanın bir ucunda bir anne, bayram sabahı çocuğuna yeni elbiseler giydirmek yerine, onun beyaz kefenine sarılıp gözyaşı döküyorsa; bir baba evladına bayram harçlığı değil, bir lokma ekmek götüremediği için kahroluyorsa, bu bayram ne kadar bizim bayramımız olabilir?
Gaziantep, tarihi boyunca zulme başkaldırmış, esaret zincirlerini kendi kanıyla ve canıyla kırmış bir şehirdir. Bizler, "Gazi" unvanını kolay almadık; acıyı da, yetim kalmayı da, memleket savunmasının ne demek olduğunu da en iyi biz biliriz. Tam da bu yüzden, yanı başımızdaki topraklarda, hemen sınırımızın ötesinde ve İslam dünyasının her bir köşesinde yaşanan bu vahşete karşı en derinden sızlaması gereken yürekler bizimkilerdir. Şehitler veren, açlıkla imtihan edilen o şanlı ecdadın torunları olarak, bugün Gazze’deki çocukların bayram sabahına bomba sesleriyle uyanmasının hüznünü en çok biz hissetmeliyiz.
İslam coğrafyası kan ağlarken, bizlerin neşesi hep yarım, hep eksik. Kurban ibadeti, sadece bir hayvanı feda etmek değil; haksızlığa, zulme ve bencilliğe karşı durabilmektir. Bu bayram, sofralarımızdaki eti paylaşmaktan çok daha öte bir anlam taşımak zorunda. Dualarımızı, öfkemizi, vicdanımızı ve kardeşlik bilincimizi paylaşmalıyız.
Bu buruk iklimde, yüzümüzde buruk bir tebessüm, kalbimizde ise mazlum coğrafyaların derin sızısıyla birbirimizin yüzüne bakıyoruz. Şairin de dediği gibi; "Gönül feryad u zar eyler, bayram o bayram olur" diyebilmek için, önce insanlığın ve İslam aleminin üzerindeki bu kara bulutların dağılması gerekiyor.
Lafı uzatıp yürekleri daha da dağlamak istemem. Ama bu gerçekle yüzleşmeden, o tatlı bayram tebriklerini dillendirmek içimden gelmiyor. Eğer bu hüzne, bu acıya rağmen kalbimiz hala mazlumla birlikte atabiliyorsa, hala bir nebze umudumuz ve vicdanımız varsa...
Bayramsa, bayramınız mübarek olsun.
Yorumlar (0)
Tüm Yazıları


