02 Mart 2026 - Pazartesi

Safımız Coğrafya, Hattımız Türkiye!

​"Mesele ne rejim savunusu ne de mezhep kavgasıdır; mesele, Doğu hattında çıkarılan bilinçli kargaşayla Türkiye’nin çevre duvarlarını yıkmayı amaçlayan o büyük kuşatmayı görme meselesidir."

Yazar - Kadir Akkurt
Okuma Süresi: 3 dk.
Kadir Akkurt

Kadir Akkurt

newvizyonanadolu@gmail.com -
Google News
Ortadoğu’da bugün yaşananlar karşısında hâlâ "İran’ın mezhebi", "rejimin duruşu" veya "İslam dünyasına bakışı" üzerinden vakit kaybetmek, yaklaşan yangını görmezden gelmektir. Füzeler havada uçuşuyor, suikastlar yapılıyor, sınırlar zorlanıyor. Bölge aylardır bu ateşin içinde kavrulurken analiz kasmak, en hafif tabiriyle zaman kaybıdır. ​Biz İran yönetiminden rahatsız olabiliriz. Rejimin dünya konseptini veya politikalarını beğenmek zorunda da değiliz. Hatta çoğu meselede onlarla ters düşebiliriz. Ancak bugün mesele bir "beğeni" meselesi değil, bir bekâ ve coğrafya meselesidir. ​Doğu Hattında Planlı Kargaşa ​Şunu görmek zorundayız: Bu büyük savaşın fitili ateşlenmeden hemen önce Afganistan ve Pakistan hattında çıkarılan o yapay gerilimler tesadüf değildi. Ortak düşmanları İsrail olan bu iki ülkeyi birbirine kırdırarak, bölgeden gelecek muhtemel reaksiyonu daha kaynağında durdurmak istediler. Orada bilinçli bir kargaşa çıkarıldı ki; iki ülke de kendi iç sorunlarına gömülsün, İsrail pervasızca saldırırken kafasını kaldırıp bölgeye bakamasın. ​Ardından Netanyahu’nun Hindistan ile yürüttüğü o kirli pazarlıkları ve kurulan yeni koridorları düşünün. Bu, İslam dünyasını ortadan ikiye bölen, Türkiye ve İran’ı etkisizleştiren devasa bir kuşatma operasyonudur. ​Erdoğan’ın "Savunma Hattı" Bir Tercih Değil, Zorunluluktur ​Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın Mısır’la, Suudi Arabistan’la ve Suriye ile yürüttüğü normalleşme süreçlerini sadece birer diplomatik hamle sananlar yanılıyor. Bu, fiilen başlamış olan bu büyük savaşa karşı örülen bir Türkiye kalkanıdır. Ankara, İsrail’in "Arz-ı Mev'ud" denilen o kanlı hayalini Anadolu sınırlarında durdurmak için bölgeyi tahkim ediyor. ​Mesele Stratejik Akıldır ​Eğer bugün biz, İsrail ve Amerika’nın bu fütursuz saldırganlığı karşısında "İran’a ne olursa olsun" diyerek kenara çekilirsek, yarın bu kuşatma daraldığında yanımızda ses verecek tek bir komşu bile bulamayız. Medyamızın da, kamuoyumuzun da artık bu "uyku modundan" çıkması şarttır. ​İran’ı onaylamak zorunda değiliz. Ama İsrail’in bu haydutluğu karşısında kendi bekamız için, evlatlarımızın geleceği için İran’a stratejik olarak destek vermek zorundayız. Çünkü biliyoruz ki; Afganistan’da, Pakistan’da veya İran’da bilinçli kargaşalarla söndürülen her direniş ışığı, yarın Türkiye’nin üzerine çökecek olan o büyük karanlığın ayak sesleridir. ​Gün, büyük resmi görüp bu kuşatmayı yarma günüdür. Safımız coğrafyadır,
#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.