Meclis Koltuğu mu, Halkın Yanı mı? Asıl Ayıp Hangisi
Meclis Genel Kurulu’nda geçtiğimiz günlerde yaşanan o "yoklama" meselesini ve Meclis Başkanvekili Celal Adan’ın kürsüden savurduğu o ağır ithamları eminim hepiniz izlemişsinizdir. Sayın Adan tutmuş eline bir liste, sanki okulda ders asan öğrencileri azar

Kadir Akkurt
newvizyonanadolu@gmail.com -Meclis Koltuğu mu, Halkın Yanı mı? Asıl "Ayıp" Hangisi?
Meclis Genel Kurulu’nda geçtiğimiz günlerde yaşanan o "yoklama" meselesini ve Meclis Başkanvekili Celal Adan’ın kürsüden savurduğu o ağır ithamları eminim hepiniz izlemişsinizdir. Sayın Adan tutmuş eline bir liste, sanki okulda ders asan öğrencileri azarlayan bir müdür edasıyla isimleri tek tek sayıyor: "Ayıp ya!"
Peki, Sayın Adan’ın "ayıp" dediği, "ahlaksızlık" diye nitelendirdiği o tablonun perde arkasında ne var? Gelin, madalyonun öteki yüzüne, yani halkın içine bakalım.
İrfan Çelik Aslan’ı Tanırım: O Koltukta Değilse, Sahadadır!
Listedeki isimlerden biri özellikle dikkatimi çekti: İrfan Çelik Aslan. Ben kendisini yakından tanırım; çalışma disiplinine, halkla olan bağına ve o bitmek bilmeyen saha enerjisine bizzat şahidim. Evet, o gün Meclis salonundaki o ceylan derisi koltukta fiziksel olarak bulunmuyor olabilir. Ama ben adım gibi eminim ki; İrfan Çelik Arslan o saatlerde bir köy kahvesinde amcanın derdini dinliyor, bir esnafın çayını içip sorununa çözüm arıyor ya da bir mahallede halkın taleplerini not ediyordu.
Şimdi soruyorum: Milletin vekili için asıl görev yeri neresidir? Sadece dört duvar arası bir salon mu, yoksa bizzat o vekaleti aldığı halkın yanı mı?
Sahada Ter Dökmek Ne Zamandan Beri "Ayıp" Oldu?
Vekiller o gün sahadaydı, halka hizmet etmek için sokaklardaydı. Bu bir kabahat değil, aksine takdir edilmesi gereken bir gayrettir. Bir vekilin Ankara’nın steril salonlarında oturmak yerine sahada toz yutması, vatandaşın derdiyle dertlenmesi neden "ayıp" olarak nitelendiriliyor?
Celal Adan’ın isim zikrederek yaptığı o hedef gösterme, aslında halk için çalışan vekili halkın gözünde küçük düşürme çabasından başka bir şey değildir. Siyasi nezaketi bir kenara bırakıp, manipülatif bir üslupla "ayıp" diye parmak sallamak, asıl Meclis’in vakarına zarar veren tutumdur.
Sonuç Olarak...
Meclis’in işleyişine saygımız sonsuz ama "temsiliyet" sadece pusula veya imza atmak değildir. Temsiliyet; halkın içinde olmak, onun sorununu yerinde görmektir. İrfan Çelik Aslan ve onun gibi sahadan kopmayan vekiller, o gün görevlerini tam da olmaları gereken yerde, yani milletin yanında ifa ediyorlardı.
Sayın Başkanvekili’ne tavsiyem; kürsüden öfke saçmak yerine, o vekillerin sahada halk için neler yaptığını anlamaya çalışmasıdır. Zira asıl ayıp, halkın derdiyle dertlenen vekili haksız yere itham etmektir.
